Dune | Yönetmenin Dar Ufku ve Gayda

Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve’ün Dune: Part One‘ı 22 Ekim 2021’de tüm dünyada seyircisiyle buluştu. Frank Herbert’ın ölümsüz eserinden uyarlanan Dune: Part One, genel olarak olumlu tepkiler aldı. Evet, sizi duyabiliyorum. Bu klişe cümleler de ne? O zaman kemerinizi bağlayınız, uçmaya hazırlanınız (bu da biraz fazla iddialı oldu, neyse sizi aşağıdaki paragraflara alalım).

Öncelikle şunu belirtmeliyim, herhangi bir konu üzerinde acayip geek birisi değilimdir, ama ilgilendiğim bir konu hakkında da salaklık, pseudo-entelektüellik yapmam (çoook nadiren), bilmediğim noktalarda susarım (her medeni insanın yapması gerektiği gibi). Dune evreni için de bu kural geçerli. Konuşurken nerede duracağımı bilirim. Dune evreninin özünü anlamış sayarım kendimi, fakat her konuyu bilmek zorunda da hissetmem.

Nedir bu Dune evreninin özü, Lawrence of Arabia’nın bilim kurgu hali mi? Evet, kısmen. Şükürler olsun, bu evrende de Türkler var, gurur duyuyoruz (hayır, Harkonnen veya Corrino olmamız hiç sorun değil, tarihimizle barışık olmamız gerek). Teşekkürler Frank Herbert.

Dune, karizmatik liderlere, seçilmiş kişilere pek bel bağlamamız gerektiğini anlatan politik-didaktik bir eser. Yani, olan halklara olur, iktidar bir şekilde, farklı formlarda yaşamaya devam eder.

Bana inanmıyorsanız, buyrun Herbert’ın kendi sesinden dinleyin:

Liderlere pek güvenmeyin diyor Hz. Herbert.

Dune, Villeneuve tarafından tekrar çekilecek haberleri geldiğinde, ilk soru işaretim şu olmuştu: bu Kanadalı adam, Dune’un vermek istediği en basit düşünceleri (az önce yukarıda bahsettiğim gibi), beyaz perdeye yansıtabilecek miydi? Abidik gubidik bir şeyler yapacak mıydı? Örneğin, bu eseri anlamsız bir politik doğruculuk çukuruna itecek miydi? Şu an için gördüğüm kadarıyla bunların çoğunu gerçekleştirmek yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Kısacası şunu demek istiyorum, bir Kanadalı yönetmenin, karizmatik liderlerin ne kadar tehlikeli olabileceklerini sorgulayacak ya da bahsedecek entelektüel derinliği var mıdır? Mümkün, elbette olabilir. Ama, Villeneuve’ün yönetmenlik geçmişi, sosyo-kültürel ve politik derinlik barındıran bir geçmiş değil (Incendies filminde de klişelerden pek kurtulamıyor, how a white man sees and understands the Middle East, nothing more).

Dune, tüm bu nedenlerle çok renksiz ve katmansız bir film olmuş. Siyasete ve politikaya dair de pek bir şey görmedik. Karakterler de siyah beyaz, karmaşıklıktan uzaklar. Harkonnen’lerin, 300 Spartalı filmindeki Perslilerden pek farkları yok. Filmde, hatta cheesy denebilecek birçok taraf da mevcut. Mesela, ultra amerikalı Duncan Idaho karakteri gibi, lorduna sen kas mı yaptın, aa yapmamışsın diye dalga geçen bir Yankee karakter. Tebrikler, Villeneuve ve kimlerin emeği geçtiyse.

Source: https://ririsasy.tumblr.com/post/657462904930582529/paul-duncan-can-i-trust-you-with-something

Sinema salonunda, kimseyi rahatsız etmeden, içten içe kıkırdadığım “cheesy” sahne ise, Atreides’lerin Arrakis’e ilk ayak basma anlarıydı. Bu önemli, tarihsel ve törensel anı, Denis Villeneuve “gaydalar” ile betimlemiş. Sahneye birden gaydalı bir abimiz çıktı ve Arrakis bir dakikalığına güzelleşti, hatta yağmur bulutları ortaya çıkıyordu… İşte öyle büyüleyici bir an….

Hadi ama, gerçekten mi? Hangi dahinin fikriydi bu? Aa, Villeneuve’ünmüş. Meğerse, Villeneuve, Atreides’leri “Keltlere” benzetirmiş. Hani soyları Agamemnon’a dayanan Atreides’leri. Atreusoğullarını yani.

“The decision to include the pipes was made by both Zimmer and Villeneuve. The director had been seeking a way to expand the characters’ culture and traditions.

“I was thinking music, a traditional instrument,” the French-Canadian director told The Telegraph. “I’d always seen Atreides as a kind of Celtic people. So I realised they couldn’t just disembark their ship. They had to be – how you say? Piped out.”

Kaynak: https://www.thenational.scot/news/19670875.dune-bagpipes-denis-villeneuves-2021-adaptation/

https://www.thenational.scot/news/19670875.dune-bagpipes-denis-villeneuves-2021-adaptation/ İskoçlar mutlu

Ne gerek var böyle bir katkıya? İskoçların veya Kelt kültürü üzerinden özgürlük mesajı mı verilmek isteniyor? Filme katılacak kültür bu kadar mı temelsiz olur? Filmin gidişatını etkileyen bir detay mı peki? Dürüst olmak gerekirse, hayır ama yönetmenin güvenilirliğini zedelediği de muhakkaktır. Doğru gözlem, analiz ve araştırma yapamayan bir yönetmen ve ekibi esere zarar veriyor.

Gözlemlediğim bir diğer eksiklik de, gözlerine katarakt düşen “mentatlar” oldu. Yahu, kitapları okumayan seyirciye biraz da olsan detay vermen gerekmiyor mu Villeneuve? Hani, yapay zeka kullanımı falan yasak ya, hani o antik hikayeler… Belki, önemlidir. Önemli biraz sanki.

Agamemnon’un kemikleri sızlıyor, titanlar mutsuz. Hollywood keyifli, insanlar Villeneuve’ü sevmeye devam ediyorlar. Ben mutsuzum, Shai-Hulud mutsuz, Muad’dib ise bir yerlerde zıplamaya devam ediyor. Muad’dib demişken, TL karşısındaki Dolar da Muad’dib gibi zıplamıyor mu?

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.