Daniel Craig’in 007’ye veda ettiği No Time To Die, benim için tam bir hayal kırıklığıydı.
Bu film incelemesini uzun tutmaya hiç niyetim yok (keşke 25.Bond filmi de benim gibi düşünceli olsaydı). Vizyonda ikinci haftasını da bitiren No Time To Die‘ın hikaye anlatımında olsun, temposunda olsun, oyunculuklarında olsun, karar mekanizmasında olsun ciddi sıkıntılar vardı.
Evet, şu mesele… Dişi, siyahi, yeni 007’miz Nomi… Bu karakterin, filmde ne işe yaradığı, ne amacı olduğu koskoca bir soru işaretiydi. Güzel yazamamışlar anlayacağınız.
Léa Seydoux… Blue is the Warmest Color‘dan sonra bu kadının oyunculuk namına hiçbir iş yapmadığını düşünüyorum. Muhtemelen, Batı film endüstrisindeki Fransız aksanlı, seksi kadın oyuncu tiplemelerini doldurması için sık sık rol veriliyor kendisine (tabi dedesinin Jerome Seydoux olmasının da katkısı mühimdir). Marion Cotillard da yaşlandı sonuçta. Birisinin bu egzotik rolü doldurması gerekiyor. Ayrıca, Daniel Craig ile hiçbir şekilde uyumları yoktu.
Cory Joji Fukunaga, bence Bond efsanesi için yetersiz bir tercihti. Sam Mendes’ten, Fukunaga’ya düşmek franchise’ın kalitesini sarsmış.
Rami Malek’ten ise, klasik bir Bond villain’i yaratmaya çalışmışlar. Hatta, şeytani ve intikam sever halini göstermek için de ismini Lyutsifer yapmışlar (hahahaha dahiler)… Ee tabi, bir de kendisi Rus. Daniel Craig’i uğurlarken bu villain’i mi reva gördünüz? Malek’in oyunculuğu, ihtişamlı bir oyunculuk değil. Kendisini çok tekrar ediyor.
Phoebe Waller-Bridge… İşte İngiliz’lerin son yıllardaki dişi prodigy’si… Ya da İngiliz’lerin son yıllardaki en büyük abartısı mı demeliyim? Fleabag’e senaryoyu okuma, bir anlamda danışmanlık görevi vermişler No Time To Die‘da. Ama yeterli bir okuma yaptığını düşünmüyorum. Nedenleri de belli, Nomi’ye bakmanız yeterli.
Jeffrey Wright, Ralph Fiennes ve Daniel Craig’e diyecek pek bir şeyim yok.
Filmin tempo sorunları vardı, çünkü filmi iyi yazamamışlar. 2 saat 48 dakika, seyirciyi yoruyor. Bu 2 saat 48 dakikanın en güzel tarafı ise Ana de Armas idi.

Kaynak: https://www.themarysue.com/more-ana-de-armas-no-time-to-die/
Armas’ın müthiş bir enerjisi ve yıldız parıltısı var. 10-15 dakika süren sahnelerinde, filmi alıp götürmüş. İzlemeye doyamıyorsunuz. Filmin en güzel dakikalarını Armas’lı sahneler oluşturuyor.
No Time To Die‘ın benim için tek bir yıldızı ve eğlenceli 15 dakikası vardı. Ondan da yukarda bahsettim.
Bence, Daniel Craig, daha iyi bir son filmi (daha ciddi villain’lı, daha iyi partnerli) hak ediyordu. Üzücü.