Chomsky | Mars’tan Gelen Çözüm

Chomsky için birçok şey söylenebilir. Kimileri taparcasına (bir kült lideri gibi) sever, kimileri ise bazı davranışlarını anlamsız bulur (mesela son seçimlerde Demokrat Parti Başkan adayı Joe Biden’ı desteklemesi gibi). Nitekim, tek bir husus üzerinde herkes oy birliğine varabilir: Chomsky iyi bir hikaye anlatıcısıdır.

Anarşist literatür ile tanıştığımdan beri Noam Chomsky’den haberdarım. Bu da yaklaşık olarak, üniversite eğitimimin ikinci senesine denk geliyor. Proudhon, Berkman, Malatesta gibi isimleri okuduktan sonra Chomsky alemine intikal etmiştim. Chomsky’yi okuduğum ilk günden beri hissettiğim bir şey vardır: Chomsky evreninden etkilenmemek pek mümkün değildir.

Birisi Chomsky’den neden etkilenir? Yazdığı, açıkladığı şeyler insanda Pandora’nın Kutusu açılmış hissi uyandırır. Bir anda, dünyanın bazı şifrelerini çözmüş gibi hissedersin (Neo’nun Matrix’in ne olduğunu anlaması gibi). Das Kapital’in ilk bölümünü (Meta kavramı) bitirdiğinde de buna benzer bir his yaşarsın örneğin. Bu nevi hissiyatlar, insanın bahsi geçen düşünürlere, düşünsel olarak yakınlıklarını kolaylıkla pekiştirebilir.

Illustration by Leonardo Santamaria; Source photograph by Heuler Andrey / AFP / Getty

Fakat, bu yazıda daha çok Chomsky’nin güncel veya bilimsel sorunları çalışırken kullandığı “bir Marslının Dünya’ya ziyareti” yöntemine bir göz atacağım. Nedir bu yöntem, ne işe yarar?

Defamiliarization*

Gerek günlük hayatımızda gerekse profesyonel dünyalarımızda, işin içindeyken veyahut o “an”dayken fark edemediğimiz, anlamlandıramadığımız çok şey olur. Örnek vermek gerekirse, iki saattir üzerinde çalıştığımız (belki de 10 gündür) bir makalenin içindeki yanlışları belli bir süre görmemiz mümkün değildir. Çünkü, canhıraş bir şekilde uğraştığımız bu makalenin sonunda bir parçası haline gelmişizdir. Üzerinde çalıştığımız bu makaleye yabancılaşmamız uzun sürer, ihtiva ettiği yanlışlıkları ve tutarsızlıkları göremez oluruz. Bu yüzden, akran denetimine (peer review) başvururuz. Akran denetimi bir şekilde yardımcı olur elbette fakat onun da sınırlı olduğu noktalar vardır (akranının senden fersah fersah farklı düşünebileceğini beklemek iyimser olur).

Noam Chomsky ise problemlerini çözmek için, bir Marslının “akran” denetimine ihtiyaç duyar. Şu soruyu sorar, eğer bir (tercihen zeki) Marslı Dünya’yı ziyaret ederse, bizim hakkımızda ne düşünür? Neleri gözlemler? Neleri garipser?

Marslı, küçük bir çocuk gibi merak eder Dünya’yı, çünkü onun için her şey bilinmezdir. Durmaksızın sorular sorar, verilen cevaplar ile hızlıca hoşnut olması pek mümkün değildir. Merak eder, sorar, anlamaya çalışır. Bizim fark etmediğimiz birçok şeyi fark edebilir.

Mesela Marslı, insanların hala bir ülkeden bir ülkeye vizesiz geçemediğini, çalışamadığını görse ne der? Ulus devletlerin varlığını anlamlı bulur mu? Zenginlerin, fakirlerden daha az vergi ödediklerini görünce ne düşünür, ya da bu durumu ona nasıl açıklarız? Bu, böyledir mi deriz?

Türkiye’ye geldiğini düşünelim Marslının; şöyle bir Ankara turu yapsa. Kenar mahallelerden başlayıp, Yeni Mahalle semalarında bir süzülse. Malum devasa yapıyı ve zenginliği görse, itibardan tasarruf olmaz der mi? İtibardan tasarruf olmazı açıklamak kolay olur mu bizim için?

Bir düşünme aracı olarak Marslının veya Marslı bilim adamının kullanılması pek yeni bir buluş değil. Birçok bilim adamı, çeşitli alanlarda bu yönteme başvurmuş, başvurmaya da devam ediyor. Ama, bu yöntemi daha kolay anlaşılan bir şekle sokan en önemli isim Noam Chomsky’dir. Özellikle, Media Control, Second Edition: The Spectacular Achievements of Propaganda adlı kitabındaki “Mars’tan Gelen Gazeteci” bölümü okunmaya değerdir.

İzlenimler

Noam Chomsky’nin “hikaye” anlatırken kullandığı Marslı yöntemi oldukça pratiktir. İlk olarak, içerisinde yaşadığımız bu sistemi, sorgulamamıza yardımcı olur. Yazının ilk bölümünde de bahsettiğim gibi, bazı şeylerin farkında olmayabiliriz. Ama, zeki ve meraklı bir Marslı, bizim “saçmalıklarımızı” su üzerine çıkarabilir. Tam tersi de geçerlidir, herhalde biz de Mars’a gitsek, onların farkında olmadığı birçok şeyi anlamlandırabiliriz (ya da garipseyebiliriz).

Bu yöntemi, kişisel hayatlarımızda da uygulayabiliriz. Gelgelelim, kendimizden birkaç adım uzak durmanın (depersonalization) daha sancılı sonuçları olabilir. Yani, bir Marslı beni ziyarete gelse, anlamlandıramadığı birçok “tuhaf” alışkanlığımın da olacağı yüzde yüzdür.

Sonuç olarak, aslında gerçek: basittir. Gerçekliği ve adaleti karmaşık hale getiren bizleriz.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.