Derin denizlerin efendisi, kötülüğün tanrısı Cthulhu aramızda ve seçmenlerden oy istiyor! Cthulhu gibi saf kötü bir başkan adayı karşısında ne yapılmalı? Ehven-i şer mi tercih edilmeli yoksa saf kötülüğe mi teslim olunmalı?
Cumhuriyetçi Donald Trump’ın başkan seçildiği 2016 seçimlerinde, ABD kamuoyunda önemli bir tartışma gerçekleşmişti. Böylesine kötü sicilli bir başkan adayı karşısında, daha az kötü bir adaya (Hillary Clinton) şans verilmeli miydi? Demokrat Partili birçok seçmen ehven-i şer bir tercihin mantıklı ve pragmatik olacağını, Donald Trump’ın başkan olmasının muhtemel katastrofik sonuçlarını önleyebileceğini tahayyül etmişti. Ama Clinton seçimleri kazanamadı ve Donald Trump, ABD’nin 45. başkanı oldu.

Scylla ve Charybdis
Kötü ve ehven-i şer tercihlerin arasında kalmanın tarihi bayağı bir eski. Örneğin, Yunan mitolojisinde, “Scylla ve Charybdis’in arasında kalmak” diye bir deyim vardır. Scylla, Messina Boğazı’nda bulunan bir girdaptır, karşısında da korkunç bir deniz canavarı olan Charybdis bulunur. Gemicilerin ve yolcuların Messina Boğazı’ından geçmeleri için bir seçim yapmaları gerekmektedir. Ya girdapta öleceklerdir ya da korkunç bir deniz canavarı tarafından öldürülüceklerdir. Scylla, ehven-i şer bir seçim olarak daha uygun görünür ama yine de ölümcüldür. Siz olsaydınız ne yapardınız?
2016 senesinde ABD seçmeni de bunları düşündü. Ya Hillary Clinton girdabına kapılacaklardı, ya da Trump adındaki bir deniz canavarı tarafından canlı canlı yenileceklerdi. Demokrasiler, seçmenleri bazen Messina Boğazı’ndan daha zor durumlara düşürebiliyor.
Cthulhu for President
Cthulhu, H.P Lovecraft’ın 1928’de yazdığı “The Call of Cthulhu” adlı kısa hikayesinde yarattığı kurgusal bir karakterdir. Pasifik okyanusunun derinliklerinde yaşar, insanların rüyalarına girer onları kontrol eder, kötülüğün uçsuz bucaksız sınırlarında volta atar. Vücudu insan vücuduna benzer, kafası ahtapotlara ve ejderha kanatları vardır. Dünyanın derinliklerinde yaşayan Cthulhu, saf kötülüğü temsil eder.
The Call of Cthulhu’yu (Cthulhu’nun Çağrısı) ilk kez okuduğumda oldukça etkilenmiştim. Çünkü, Lovecraft önemli bir gözlemde bulunuyor; bilimin sınırları genişledikçe insanlık savunmasızlaşıyor. Bilimin ve bilmenin korkutucu tarafı da bu. Bir gün bir bakmışsın, uzayda veya dünyanın derinliklerinde antik bir medeniyet keşfetmişsin, esrarengiz bir virüs seni öldürebilir ama oradaki keşiflerinle teknolojik sıçrama da yapabilirsin. Tam bir muamma.
Cthulhu, parodi bir başkan adayı olarak ilk kez 2010’da; Polonya’da çıktı. Daha sonraysa ABD’de kullanıldı. Buradaki amaç, iki aday arasında sıkışmış seçmenlerin, ehven-i şer adaya yönelmelerini tiye almaktı. cthulhuforamerica.com adresine giderseniz, Cthulhu for President oluşumunun yaratıcılarının politik kaygılarını görebilirsiniz. Sitede, Cthulhu’ya oy atmanız için 200 neden diye de bir bölüm bulunmakta.
Daha az kötü duran adaya oy atma veya atmama durumunu günümüzde neredeyse her demokratik ülke yaşıyor. Kağıt üzerinde ehven-i şer adayı desteklemek mantıklı görünürken, gerçekte böyle değildir. Ehven-i şer adayı seçmek kötülüğün ertelenmesi anlamına gelmektir. Çünkü, daha az kötü adayı seçmek, kötülüğün silineceği, elimine olacağı anlamına gelmez. Kötülüğü ertelememeliyiz. Kötülük ertelendikçe kaybettiğimiz seneler de çoğalıyor. Peki ne yapacağız, daha kötü olan adaya mı oy atacağız? Hayır, alternatifler oluşturacağız, alternatifler bulmaya çalışacağız. Her zaman bir seçenek daha vardır. Kötünün daha az kötüsü yoktur, kötü kötüdür.